Yerebatan Sarnıcı ve Şahmeran

Geçen gün ilginç bir yazıya denk geldim ve merak ettim, biraz sordum soruşturdum ve konuyla ilgili yapılan yorumlar da bir o kadar değerli ve enteresandı.

Aşağıdaki yazı alıntıdır, resim ise temsili. Yazının ardından , gelen bazı yorumları da sizlerle paylaşmak istiyorum.

➰➰➰➰➰➰➰➰➰➰➰➰➰➰➰

Abdülhamid Han zamanında İstanbul’da bir deprem meydana gelir. Şu an Yerebatan Sarnıcı’nın olduğu bölgede o zamanlarda bina yoktu ve insanlar buradaki tünellere girebiliyorlardı. Depremden birkaç gün sonra çocuklar oynamak üzere Yerebatan Sarnıcı’nın olduğu bölgede tünellere girerler ve içlerinden bazılar tüneldeki duvarların birkaçının çatlamış olduğunu görür ve gördükleri manzarayı büyüklerine anlatti Duvarlarda içe doğru çatlakların açıldığı bilgisi Sultanın kulağına kadar gider ve sultan uzman kişileri bakması için görevlendirir.

Gelen görevliler çatlakların olduğu duvarları açarlar ve içeride bir lahit olduğunu görürler. Bu büyük lahitin kapağını açtıklarında ise gördükleri manzara karşısında şok olurlar. Lahitin içinde bir mumya bulurlar fakat asıl şaşkınlık yaratan mevzu mumyanın şeklidir. Mumyanın başı insan ve vücudu da yılan şeklindedir. Bu olay kısa süre içerisinde yayılır ve “Şahmeran bulundu” söylentileri ayyuka çıkar.

Bu lahit, içerisindeki mumya çıkartılarak Sultan Abdülhamit tarafından bir yere saklatışmıştır. Konuyla ilgili olan araştırmacılara göre lahit içindeki yaratığın mumyası halen İstanbul’dasaklanmaktadır ve dönemin yönetim merkezleri olan Yıldız Sarayı ya da Beylerbeyi Saraylarında saklanıyor olması muhtemeldir.

Bu olay hayal ürünü değildir ve yazılı kaynaklara dayanmaktadır. Dönemin Osmanlıca yayın organı olan “Resimli gazeta” isimli dergide olay kaleme alınmış ve lahitin fotoğrafları çekilmiştir.

Sansasyonların daha fazla yayılmasının önüne geçmek için Sultan Abdülhamit yerinde bir karar alır ve lahit boş olarak Fatih Camii’nin avlusuna törenle gömülür. Olay gününün fotoğrafları bahsetmiş olduğumuz “Resimli gazeta”da yayınlanmıştır. Lahit Fatih Camisi’nden sonra Molla Fenari Camii’nin yanında bulunan, kraliçe mezarlarının olduğu bölgeye konulmuştur fakat lahitin bundan sonraki akıbeti bilinmemektedir. Pek çok yabancının bu lahitin peşine düştüğü öğrenilmiştir.

İşe daha esrarengiz bir boyut katan gelişme ise haberin yer aldığı derginin, yayınlandığı dönemdeki tüm sayılarının Taksim ve Beyazıt Kütüphanelerinde bulunmasına rağmen sadece bu sayısının bulunamıyor olmasıdır. Bu sayının gizli bir cemiyet tarafından toplatıldığı iddia edilmektedir.

Daha önceki yazımızda da kertenkele derisine sahip olan ve dünyayı kontrol ettiği düşünülen , uzaylı bir ırk olan “Reptilianlar” dan bahsetmiştik. Kim bilir? Belki de asırlar önce bulunan bu lahit ve içindeki esrarengiz varlığın mumyası, Reptilianlara dair bugüne kadar bilinen tek somut delildir.(Alıntıdır)

YORUMLAR:

1.

FATIH ve ABDULHAMIT dönemlerinde gündeme gelen ve Gülhaclilarin bu konuyu yakindan takip etmesi konuyu daha bir esrarengiz hale getiriyor. Bana göre bu konuya sembolik yaklasmakta fayda var. Perseus ve Medusa mitinde gecen fabl’in aciklamasi bize bu konuda ışık tutabilir. Dikkat edecek olursak Medusa konusu Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının çöküs zamaninda gundeme gelmekterdir. Çöküşten sonra Medusanin başından akan kan Pegasusu doğurur ve ardından Pegasusla gelen yükseliş.. Arti yasadigimiz cagda da Dan Brown Cehennem kitabinda bu konuyu işlemiş, yerebatan sarnicinda Medusanin basini ters olarak tasvir etmistir..Sonrasinda da Başlangıç kitabını yazdıgını biliyoruz. Komplo teorisi gibi görülebilir fakat uçları birbirine baglamakta fayda var.. 😊

2.

Cesedi ve Lahti isteyen örgüt Kendilerini gül haç örgütünün mirascısı kabul eden italya’da ayrılıkcı bir mason locasıdır. Locanın büyük üstadı zengin bir sanayici olan A.A tarafından medusanın ele geçirilmesi amacı ile dönemin ünlü türk masonlarından B’yi görevlendirilmiştir. B, Osmanlı Locasında 32 derecede masondur. B’nin Almanya’nın Maynhaym şehrinde yaşayan 2. kuşaktan torunu dedesinin aldığı notlardan ve yazdığı bazı mektuplardan derleyerek ilettiği bilgiler olayın üzerindeki sır perdesini aralamaktadır.

O dönemde Abdülhamid Han’ın akılcı stratejisi yüzünden B. amacına bir türlü ulaşamamıştır. Lahit Molla Fenari camiinin avlsuna getirilince gece vakti B’nin adamları tarafından bölgenin zaptiye komiseriyle anlaşmak sureti ile çalınarak önce Büyük Ada’da Erzurumlu A. Efendi isimli bir başka masonun yazlık köşküne daha sonrada İstanbul’a ticaret amacı ile gelen bir İtalyan gemisi ile italya’ya gönderilmiştir. Muhtemelen lahit halen İtalya’da faaliyet gösteren locanın elinde bulunmaktadır. Abdülhamid’in cesedi incelettiği kişi ise Nobel tıp ve füzyoloji ödülü sahibi bakterioloji biliminin kurucusu Ünlü Alman biyolog Roberth Kochtur.

Koch inceleme amacı ile cesetten parçalar almış ve detaylı günlükler tutmuştur. Ölümünün ardından muhtemelen bu notlar ve ceset parçalarıda mason locasının eline geçmiştir. Bu hususta işaretler olmasına rağmen çok net bilgiler yoktur. B.’nin büyük üstad A.A’ya ithafen lahti çaldıktan hemen sonra kendi antetli kağıdıyla İngilizce olarak yazdığı mektupta olayları açıkça ifade etmektedir. Mektupun orjinali halen torununda bulunmaktadır. Yüce üstad hazretleri;

Tanrı biliyor ki önemli vazifemi yerine getirmek için bir senedir gece gündüz demeksizin çalıştım. Nitekim saraydaki Kızıl Abdülhamid’in nasıl bir mel’un olduğu hepinizce malumunuz diğer hadiselerde de olduğu üzere bu hadisede de amacımızı engellemek adına elinden gelen çabayı sarf etmektedir.

Zira bu Melun sultan mu

şkilatlarını kullanmak suretiyle her ne kadar bizi tam bir gaflete düşürmeyi arzu etmişsede tam manası ile muvaffak olamamıştır. Tabutu gazetelerde boş şekilde teşhir ederek hem ahalinin merakının abes olduğunu anlatmış hemde kendisini bilateminat altına acüs eylemiştir.

Siz yüce ekselanslarınıda tam manası ile çileden çıkartan bu cüret-i teşebbüsün ardından gazetelerin tüm nüshalarını cem etmek ve bertaraf etmek için cemiyetimiz 2 köşk baha altın harcamıştır. En nihayetinde tabutun bulunduğu molla fenari camii mıntıkasına bakan zaptiye komiserine abad miktarda altın vererek acüs eyledik. Bir vapur yardımı ile gece vakti Erzurumlu aram efendinin büyük adadaki yazlık köşkünün tenha bir kısmına derc eylemeye muktadir olduk. Lakin tabutun içerisinde kutsal varlıktan ne bir iz ne bir nişan yoktur.

Bu hususta size acizane tavsiyem melun sultanın alamanyadan getirtip cemiyetimizin kutsal sırrını incelettiği doktor Roberth Koch ile görüşmeniz olacaktır.

Tabutu italyaya ne zaman nakil edeceğimizi bize telgrafla söyleyiniz lütfen. Malumunuz üzere istanbuldan nakil yapacak türk gemisi bulmak hayli zordur. Bu yüzden italyadan ticaret maksadı ile gelen gemilerle tabutu nakil etmek daha zahmetsiz olacaktır. Lakin bu gemilerde öyle her istenildiği vakit İstanbul rıhtımlarında bulunamaktadır. Bu sebeple gerekli nakil zamanını bize bildirirken bu müddetide dikkate almanızı arz ederim

Aciz kulunuz B.

B. tıbbiye mekebeni bitirmiş iyi derecede İngilizce almanca İtalyanca Arapça ve Farsça bilen bir doktordu. Ayrıca ikinci meşrutiyet döneminde mebusluk yapmış, Türk adli tıp kurumu’nun kuruculuğunun yanı sıra Teşkilat-ı Mahsusanın da kurucu üyeleri arasında yer almaktadır. Ittihat ve teraki üyesidir. Osmanlı Hükümeti tarafından 14 Mayıs 1915’te çıkarılan Tehcir Kanunu’nu uygulama görevi Teşkilat-ı Mahsusa örgütüne verilmişti.

Yine ünlü Türk masonların’dan İ.T. ve Abdülhamid’e devrildiğini bildiren heyette yer alan dönme E.K’nın samimi dostu aynı zamanda bağlı bulundukları mason locasından da loca arkadaşı idiler. 17 nisan 1922 de bir suikast sonucu berlinde öldürülmüştür. Ancak bu tarihe kadar zaman zaman bağlı bulunduğu locadan ve diğer masonlardan lahitle ve medusa ile ilgili bilgi almış bu bilgilerede notlarında kısa kısa yer vermiştir.

Makul bir görüş yürütmek gerekirse Abdülhamid Han’ın tahttan inmeden önce cesedi imha ettirmiş olması kuvvetle muhtemeldir, yinede incelemeyi gerçekleştiren Doktor Roberth Koch’un elinde cesedin parçaları olduğu bilinmektedir ve muhtemelen bu parçalar günümüzde bahse konu örgütün elindedir ve yeni teknolojik gelişmeler kullanılarak parçalara dna ve bezeri testlerin yaptırılmakta olduğu’nu tahmin etmek güç değildir. Ancak yazıktır ki bu konuya dair elimizde bir bilgi ve belge bulunmamaktadır.

B’nin torununda dedesinden kalan bu ve bir çok başka nemli olaya ışık tutacak daha detaylı notlar da vardır ancak kendisi kişisel güvenliğini gerekçe göstererek daha fazla bilgi vermeyi red etmiştir. *.*

Eğer sizlerin de konuyla ilgili bilgisi varsa, dinlemek isterim.

Saygılarımla @Emine Altındal

https://www.facebook.com/emine.altindall/

Yerebatan Sarnıcı ve Şahmeran” için 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s