AFORİZMALAR 💭

Nedense her sene bu zamana denk gelen bir kabus görme furyası var bende. Benim gibi çok vivid ve gerçekçi rüya/kabus görenler genelde hemen en yakınlarına gördükleri senaryoları ballandıra ballandıra anlatırlar. Bende öyle yapıyordum taa ki bu konuyla ilgili ilginç bilgiler edinene dek. Kabus asla anlatılmamalıymış. Gün içersinde hatırlanmamalı, hatırlansa bile hemen olumlu düşüncelerle o negatif duyguları kışkışlamak gerekiyormuş. Ayrıca yapılması gereken bir çok ritüel de varmış, bunlardan bir tanesi eğer imkan varsa 7 tane dalganın içinden geçip bazı olumlamalar yapıp niyetler etmek.

Deniz ritüelini yapma şansı olmayanlar için başka teknikler var ancak onları şimdi burada yazmayacağım çünkü bu spekülasyona çok açık bir mevzu ve maalesef insanlarımız gerçek bilgiyi elde etmek yerine hemen yıkıcı eleştiri yapmayı tercih ederler çünkü bu çok kolaydır…

Hoşgörü ve karşılıklı saygıdan çokça iyilik doğduğu gibi, günümüzde bazı kimselerin batıl ve kulaktan dolma inançları ve ayrılıkçı mücadeleleri yüzünden bütün inançlar ve insanlar zarar görür. Hoşgörüsüzlük, çekişme ve kibrin diğer adı “din” olur bu kişilerin sayesinde.

Ruh ve madde tek bir ruhun zıt kutuplarıdır, dolayısıyla tekrar gelelim şu rüya olayına, hiçlikten hiç bir şey gelmediğine göre, hiç bir şey de yok olamaz. Her söylenen sözün kendine özgü güçleri ve ilahi manaları vardır. Kendimize devamlı “ay ben ne salağım” yada “oram şöyle buram böyle” veya “acaba hastamıyım” yada en fenası “bu adam/kadın/olay beni kanser edicek” tarzı şeyler sözsel veya içsel tekrarlandığında, bunların geri dönüşümü hiç de hoş olmayan sonuçlar doğurabilir. Bela okumakta böyle bir şeydir. Bela, onu okuyana bumerang gibi o veya bu şekilde geri döner.

İnanmak, inançlı olmak muazzam hoş ve güzel bir şey, insan kendini bilmelidir, insan kendini bildikçe kişi Tanrı’yı bilir ve bu vesileyle ona yaklaşır.

Çoğu inanca göre enkarne olan Ego’larda bedenler ölür, kişilik dinlenmeye çekilir, sonra da yeni bir yaşam deneyimine ya ceza küresine yada mutluluk diyarına gider. Günümüz dahil, asırlarca bir çok ekleme yapılarak Cennet ve Cehennem konsepti buradan türemiştir ve basitleştirilip en alçak seviyeye çekilmiştir.

Karma ( Tanrısal/Evrensel Yasa ) denilen konsepte göre bireysel Ego hiç durmaksızın Ruh’u yeni bir dünyevi yaşama iter.

Sonuç olarak kişinin beşeri yaşamındaki ilkeleri ahlaki, entelektüel, ilahi ve duygusal alemlerde işler ve insanda bu ilkelerden biri baskın olabilir ve sürekli değişen oranlarda olabilir. Bu nedenle insan olarak hala büyük resmi ancak koyu bir filtreden görebiliyoruz.

Kendisini geliştirmeye, aydınlanmaya ve daha farkında bir yaşam sürmeye adamış kişiye bazı bireysel veya evrensel bilgiler devamlı aktarılır, ancak bu “gizli” mesajları almaya ya kabul ediliriz ya da edilmeyiz. Bu kişinin hazır olma ve olgunluk durumuna bağlıdır. Kabul edilmediğimiz takdirde bu sırlar bize sunulsa da, gözümüze gözümüze sokulsa da onlara inanmamayı tercih ederiz ve yine başa döner ve durumlarla ilgili yıkıcı yorumlar yapıp kolaya kaçarız.

Günümüzde maalesef kendilerini halkın öğretmenleri ilan edip, kendilerini devamlı ortaya atan önyargılı heveslilerin kolayca etki altına alıp manipüle ettikleri insanlara verilen zararın büyüklüğüne hepimiz şahit oluyoruz zaten. Depresyonlar, cinnet ve cinayetler kaçınılmaz oluyor.

Güzel bir cümleyi hatırlarım, der ki; Tanrı’nın gerçekten ne olduğu insanlar tarafından bilinemez. Tanrı inancın mutlağıdır, Var oluş mantığın mutlağıdır, var oluş kendi başına vardır, var olduğundan dolayı vardır. Var oluş neden vardır diye sormak saçmadır.

Ancak bir şey sizin için açıkça kanıtlanmış ve anlaşılır kılınmış ise, artk inanmazsınız, bilirsiniz.

Aforizmalarımı ünlü simyacı Eugenius Philathes’in güzel bir değişiyle sonlandırıyorum:

Cennet dünyadadır ama dünyasal bir şekilde, Dünya ise cennettedir ama semavi bir şekilde.

Daha çok anlayış, hoş görü ve farkındalık dileklerimle ❤️

-Emine Altuğ Altındal

AFORİZMALAR 💭” için 4 yorum

  1. Burada anlattığınız daha çok İslami gelenekteki tasavvuf inancıyla (sufizm ve kısmi olarak alevi bektaşi geleneği/inancı ile) örtüşmekte.
    Tabii ki burada yargılamak ya da suç atmak gibi bi niyetim yok ancak sizden öğrenmek istediğim burada aktardığınız bilgeler için kaynaklarınız nelerdir?
    Ayrıca var olanın zaten var olması veya bir kaynağın kendisinden (tanrıdan sûdur etmesi/taşması) var olması daha çok islami gnostisizmle bağlantılı olmasına rağmen Kuran’da yoktan var etme şeklindeki bilgiyle çelişkisi hakkındaki yorumununuzu merak ediyorum

    Beğen

  2. Ruh ve madde tek bir ruhun zıt kutuplarıdır, diyorsunuz.oysa islam dinine gore ruhun ziddi yoktur.o yuzden gorunmesi mumkun degildir.biz sadece ziddi olan seyleri gorebiliriz.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s