MYK-Marmara Yelken Kulübünün zorluklarla dolu hikayesi

 Sn. Anna Ayşe BİDERMANN’danMYK’nün kuruluşunu,   

                                           anılarını ve kısaca hayatını dinledik…

 

 

Kulüp ilk bizim bahçede kuruldu, kuruluşuna annem Tevhide Bidermann ön ayak oldu. Deniz aşığı biri olarak gençlerin de deniz sporlarına yönelmelerini, spor yapacak imkanbulmalarını arzu ediyordu. 1957 Yılında ağabeyim Celal Ülken ilk İstanbul Yelken Kulübü’nde Bozkurt Suveren ile birlikte Pirat teknesiyle yarışa katılıp İstanbul 1.’si oldular. Bunun üzerine annem zaten deniz hastasıydı bizim koyu da yelkene çok uygun bulduğu için gençler rahat yelken yapabilsin diye kulüp kurmak istedi ve dostlarıyla birlikte Sn. Mithat Güldü, Sn.Ş ehsuvar Menemencioğlu, Sn. Şeref Üçer, SN. Yılmaz Manisalı bir iki kişi daha bir araya gelerek kulübü kurdular. İlk 2-3 yıl bizim bahçede faaliyet gösteren Marmara Yelken Kulübü’ne sosyal ve sportif faaliyetlerini yürütebileceği bir yer aranmaya başlandı. Bahçemizin iki arsa yanında Sabuncu ailesine ait bir arsa vardı. Sahibi çok beyefendi biriydi, bekçi olarak da buraya Kahveci Mehmet’i koymuş, Mehmet biraz bela bir adamdı orayı çay bahçesi yaptı bir türlü çıkmıyordu. Mal sahibinin başına bela oldu. Mal sahibi rahatsızdı engelli bir beyefendiydi, pek öyle uğraşabilecek durumda değildi. Bir gün annemle Faruk amca (Faruk Birgen) gittiler adamla temasa geçtiler. Kulüp için yere ihtiyaçları olduğunu belirttiler. Mal sahibi, Mehmet’i çıkarabilirseniz ben size orayı tahsis ederim, gidin oturun orada kulüp olarak dedi. Hakikaten de Kahveci Mehmet’i çıkarmayı başardılar. Bunun üzerine ilk kulübün küçük lokali yapıldı. Çok daha emekleme çağıydı. Ben sabah 06:55 vapuruyla okula gitmek için yola çıkardım o sırada Faruk amca Selamiçeşme’den kulübe gelirdi, platform için amelelerle taş kaya taşırlardı. Annem de dikiş makinasıyla giyinme kabininin bütün dikti. Anlayacağınız Kulübü elleriyle kurdular. 

                                  

Kulübün ilk 3 teknesini Beden Terbiyesi tahsis etti. Bunlardan 2 tanesi Snipe, 1 tanesi Finn teknesiydi. Finn ile ilk Bozkurt Suveren yarışmaya başladı teknenin adı Seyhan’dı. Snipeların biriyle Mustafa Güldü yarışıyordu ismi Toku’ydu (Çince 1. demek), diğeri ise Kamyon lakaplı ağır bir tekneydi bunu da Ata Sakmar kullanıyordu, sürekli batan bir tekneydi. Sonrasında tekne filomuz büyümeğe başladı. Ben 6  7 Sene kulüp sporcusuydum, çok yarışlara girdik, benim bir tane dingim vardı. İlk Dingi filosu kuruldu 14 kademler vardı benim ki küçük 12 kademdi, 4 numaraydım. Ağabeyim Celal Ülken de yelken kurallarını çok iyi bildiği için bahçemizde yelken dersi verirdi. 

 

Annem ve Faruk Amca (Faruk Birgen) kulüp kurulunca çok özendi, nerede ise bütün günleri kulüpte geçiyordu. İlk yelken yarışını annem babasının namına yaptı Mahir Safi Kupası, ilk kez gerçek gümüş kupalar yaptırıldı bunları da annem karşıladı. Dedem Mahir Safi de deniz aşığıydı Galatasaray Kulübü’nün kürek bölümünü kurmuş. Ve yanlış bilmiyorsak hiçbir zaman dile getirmedi ama Atatürk’ün postaymış.

 

MYK ilk kurulduğu yıllar çok güzeldi Herkes birbirini tanırdı birbiriyle selamlaşırdı, herkes birbirini kollardı. Biz hep beraberdik orada, benim arkadaşlarım Kerimler (Kerim Kerimoğlu), Şemsiler (Şemsettin Üstündağ) çok kalabalıktık 20-30 kişilik bir gurubumuz vardı, grubumuzun adı Karnaval’dı. Orada balo olacağı zaman dekorasyonla biz uğraşırdık, herkes emek verirdi. Pistin üstüne örümcek ağları, ışıklandırmalar, süslemeler vb… Her şeyi hep beraber yapardık. Mecit Sakmar vardı Ata Sakmar’ın babası lord gibi bir adamdı çok beyefendiydi. Allah rahmet eylesin çok şeker biriydi Mecit Bey, Bir de Pertev Paşa vardı bunlar çok değerli insanlardı, güzel insanlardı, Kulübün ilk açılışını onlarla yapmıştık Balolarımız çok güzel olurdu, Atilla Berkam ve Erol Evgin sahne almıştı. Sonrasında çarşamba ve cuma günleri, yılbaşı kutlamaların da yer kulüpte programlar yaptılar.

   

Birkaç sene böyle geçti. Kulübün arkasındaki 2 apartman da bu arsaya dahildi. Sonra gel zaman git zaman bir gün mal sahibi dedi ki artık ben burayı elden çıkarmak istiyorum, ilk hak sizin. Annem aman dedi bu koyda fazla bir yer kalmadı ne olur burayı kaybetmeyelim. Çocuklardan para alacak halimiz yok onlar genç, zaten okuyorlar, sporcular biz bir olalım herkesin cebinden ne kadar çıkarırsak burayı alalım. Farklı tepkiler geldi, yok olmaz çok pahalı, burada başka yermi yok gibi. Annem yok kalmadı dedi, yer kaldı kalmadı derken bir süre geçti. Ve adam kusura bakmayın dedi yeri sattı. Yanılmıyorsam Koray İnşaat aldı orayı. İki apartman dikti arkaya ön tarafa hiçbir şey yapacak durumu yoktu ağaçlar vardı. Bu arada zamanla panik başladı, yer bulunamıyordu. Arsanın ön tarafını satın almak istedik. Parayı denkleştirebilmek için şirket kuruldu. Annem şirketle spor yeri olmaz dedi, şirket kuruldu diye çok kızdı ve şirket hisselerini al sana veriyorum dedi bana devretti ve kurulma amacından bu kadar saptı diye kulübe küstü. Anneme Fahri Üyelik verildi bunun hiçbir anlamı yok dedi.

 

Her şey biraz eğrisi doğrusuna geldi devlet böyle yerlere el koymuyordu, sokak arası yerlere el konuyordu. Yeri alabilmek için şirket kuruldu çünkü yer yoktu, para yoktu.Ufacık bir yere yüksek bir bedel ödenerek burası alındı. Onun için zaten kulüp toprağı şirketin üstüne, kulüp de kiracısı oldu. Annem küstü çok üzüldü bu durumlara,istemiyorum dedi. Çok uzun süre kulübe gelmedi yıllar sonra arada aile yemeklerine gelmeye başladı. İşte ben de onun için biraz hassas davranıyorum bazı konularda. Ve bakın kulüpte ilk ilk ilk 4. nesil biziz, annem, ben, çocuklarım, torunum... 

                                                

Kulüpte yaşadığım o yıllardan sonra şimdi kendimi gitgide yabancı hissediyorum kulüpte, onun için pek gelmek istemiyorum açıkçası. 

 

En başından beri Kulübü yaşayan biri olarak kurullarda hiç görev almadım, fırsat da olmadı yurt dışına gittim. 23 Yaşında Paris’e gittim ve bir ressamla evlendim. Bir süre sonra ayrıldım geri geldim. Bir süre sonra burada Aytunç ile beraber oldum (rahmetli Aytunç Altındal). Onun zaten sırtında dünya kadar davası vardı. Eşimden dolayı işimbaşımdan aşkındı. Yayın evimiz vardı benim üstümeydi, sıkı yönetim sıkıntı yarattı, hep bir hır gür geçti. Sonra kızımEmine Altındal doğdu, doğunca elim kolum bağlandı. Aytunç zaten yurt dışına kaçtı, kızını ilk 6-7 aylıkken gördü, ben 3 aylık hamileydim gittiğinde. Ondan sonra Emine küçüktü biz de yurtdışına gittik. Bir süre sonra ben Emine ile döndüm,burada yayın evi kurdum, tekrar yeni bir düzen kurduk,İsviçre’de de yayın evimiz, galerimiz vardı. Emine’den 11 yıl sonra oğlumuz Ahmet Mustafa Altındal dünyaya geldi. Oğlum doğduktan 3 sene sonra boşandık, 5 sene sonra datemelli döndük. Boşandıktan sonra Aytunç ile çok daha iyi arkadaş olduk.

 

Aklıma gelmişken şunu da belirteyim, sene 1958 – 1959’du ben çocuktum daha 10 – 11 yaşındaydım, kulübün forsunu siyah kırmızı üçgeni ben buldum. Birkaç model sunulmuştu en çok tutan benimki oldu ve ona karar verildi…

 

 

Anna Ayşe BİDERMANN

 

 

 

 

MYK-Marmara Yelken Kulübünün zorluklarla dolu hikayesi” için 2 yorum

  1. Ne güzel kaleme almışsınız emeğinize sağlık … annem de Tevhide teyzenin amcasının kızıdır şu anda MYK nün olduğu yerde büyümüşlerdir… Sevgilerimle Sedef

    Liked by 1 kişi

Sedef Taşcı için bir cevap yazın Cevabı iptal et

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s