UYKUNUN EŞİĞİNDE BEKLEYENLER

1921 İsfahan El Yazması ve Görünmeyenin Dili

Bazı kitaplar okunmaz.

Onlar bakılır.

Bazı resimler anlatmaz.

Onlar hatırlatır.

1921 yılında, İsfahan’da ortaya çıkan bu esrarengiz el yazması da onlardan biridir. Sayfalarını çevirdiğinizde bir metinle değil, bir eşikle karşılaşırsınız. Bu eşik; uyanıklık ile uyku, görünen ile görünmeyen, insan ile “öteki” arasındadır.

Bu el yazması, cinleri, demonları ve yıldızların sessiz matematiğini anlatıyor gibi görünür. Oysa asıl anlattığı şey şudur:

İnsan, en savunmasız hâlindeyken kimdir?

ִֶָ𓂃 ࣪˖ ִֶָ🐇་༘࿐

Kadim Bilginin Kırık Aynası

Pers demonolojisi, düz bir korku anlatısı değildir. O, parçalanmış bir bilginin aynasıdır.

İslam öncesi Divler ve daevolar, İslami cin ve şeytan kavrayışıyla iç içe geçer. Gökyüzündeki gezegenler, yerdeki insanın kaderine bağlanır. Beden, ruh ve yıldızlar aynı cümlede buluşur.

Bu yüzden el yazmasındaki varlıklar yarımdır:

Yarı insan, yarı hayvan.

Ne tamamen buraya aitler, ne de bütünüyle öteye.

Çünkü onlar bilinçaltının şekil almış hâlidir.

ִֶָ𓂃 ࣪˖ ִֶָ🐇་༘࿐

Ayağı Yalayan Varlık: Bir Kâbus Değil, Bir Mesaj

En çok konuşulan figür…

Uyuyan bir insan.

Ve ayağına dokunan bir varlık.

Bu sahne, ilk bakışta rahatsız eder. Ama bu bir saldırı değil, bir işarettir.

Uyku, ruhun bedenden gevşediği andır.

Ayak ise, insanın dünyaya en yakın noktasıdır.

Toprakla temas eden yer…

Kök.

Bu figür bize şunu söyler:

Tehlike, zihnin sustuğu anda yaklaşır.

Bu varlık bir “cin” değil yalnızca.

O, bastırılmış korkuların, fark edilmemiş arzuların, uykuda serbest kalan bilinç katmanlarının suretidir.

ִֶָ𓂃 ࣪˖ ִֶָ🐇་༘࿐

Bu Resimler Korkutmak İçin Değil

Kadim okült gelenekte bir ilke vardır:

Gördüğün şey seni ele geçiremez.

Bu yüzden bu imgeler çizildi.

Bu yüzden bu varlıklar isimlendirildi.

Çünkü tanınan şey, hükmedilemez hâle gelir.

Bu el yazması bir büyü kitabından çok, bir korunma metnidir.

Bir uyarı levhası gibidir:

“Buradan sonra bilinmeyen başlar.”

ִֶָ𓂃 ࣪˖ ִֶָ🐇་༘࿐

1921: Unutulmuş Olanın Son Fısıltısı

20.yüzyılın başı…

Modern dünyanın kapıları aralanırken, bu el yazması sanki son kez konuşur.

Son kez şunu hatırlatır:

İnsan, yalnızca etten ve kemikten ibaret değildir.

Uyku, dinlenme değil; geçiştir.

Ve her geçişte bir bekçi vardır.

ִֶָ𓂃 ࣪˖ ִֶָ🐇་༘࿐

TEHLİKELİ DÜŞÜNCE

Bu el yazması bize demonları anlatmıyor.

Bize kendimizi anlatıyor.

Şimdi soru şu:

Uyuduğunda…

Gerçekten yalnız mısın?

ִֶָ𓂃 ࣪˖ ִֶָ🐇་༘࿐

Yazı bana aittir

A.Emine Altındal

Bir yanıt yazın