Ölümün Eşiğinde: Küller, Sessizlik ve İlahi Hatırlayış
Ölüm, bir kapı gibi görünür ama aslında bir çözülmedir.
Bir kapanıştan çok, bir dağılma…
Ruhun, ait olmadığı ağırlıklardan sessizce sıyrılmasıdır. Geride kalanlar için bu an, zamanın yarıldığı yerdir. Saatler işler, takvimler değişir; fakat kalbin bir bölümü, o eşiğin önünde beklemeye devam eder.
Geride kalmak; sesin yankısını, yokluğun gölgesini taşımaktır.
Bir ismin artık söylenemeyişini, bir bakışın geri gelmeyeceğini bilerek yaşamaktır. Ölüm, sadece bedeni almaz; birlikte kurulan ritmi, paylaşılan sessizliği de beraberinde götürür. Ve insan, en çok görünmeyen şeylerin yasını tutar.
Ama ölüm, yalnızca kayıp değildir.
O, bir serbest bırakılıştır.
Ruh için belki de ilk kez hiçbir şeye tutunmamak, hiçbir yarayı saklamamak, hiçbir role bürünmemektir. Bedenin sınırlı zamanından, dünyanın ağır döngüsünden özgürleşmektir. Bizim için acı olan, onun için bir hatırlayış olabilir.
Yeni yıl, bu yüzden sessiz bir yas taşır içinde.
Her bitiş, bir vedadır.
Her takvim değişimi, fark edilmeden yaşanan küçük ölümlerle gelir. Eski benlikler, eski korkular, artık taşınamayan yükler… Hepsi görünmez bir ateşte yanar. Ve geriye kül kalır.
Kül olmak kolay değildir.
Yanmak gerekir.
Parçalanmak, dağılmak, eski adını bile tanıyamayacak hale gelmek… Küllerinden yeniden doğmak, şiirsel bir vaat değil; derin bir çözülüştür. Yeniden doğan, eskisinin devamı değildir. O, kaybın içinden süzülen daha sade, daha çıplak bir varoluştur.
İlahi tasarı, burada sessizce kendini gösterir.
İnsan anlamaya çalışır, nedenleri sıralar, kaderle pazarlık eder. Ama ilahi düzen, açıklama yapmaz. O, yaşatır. Bazen erken gidişlerle, bazen beklenmedik kopuşlarla… Belki de bu yüzden bazı cevaplar gelmez; çünkü bazı hakikatler ancak yaşanarak bilinir.
Yeni bir yılın eşiğinde, yas tutan kalp için “başlangıç” kelimesi yabancıdır. Çünkü zaman ilerler ama eksiklik aynı yerde durur. Yine de hayat, kendi ritmini bozmadan akmaya devam eder. Ve insan, suçluluk duymadan nefes almayı yeniden öğrenir. Bu bir unutma değildir; bu, kayıpla birlikte yaşamayı öğrenmektir.
Belki yeni yıl, umut vaat etmez.
Belki sadece şunu fısıldar: Buradasın.
Yasınla, kırık yerlerinle, sessiz sorularınla… İlahi düzen bizi her zaman onarmaz; ama kırıldığımız yerlerden daha derin bir bilgelik sızmasına izin verir.
Ölüm, son değildir.
O, bir form değişimidir.
Bir halden başka bir hale geçiş… Ve yeni başlangıçlar, eskiye dönmekle değil; artık olmadığımız şeyleri bırakmakla mümkündür.
Küllerin arasından doğrulmak acele istemez.
Sessizlik ister.
Teslimiyet ister.
Belki de gerçek yeni başlangıç budur:
Kaybettiklerimizi kalbimizde kutsayarak,
bu dünyada hâlâ süren nefesi incitmeden,
ve ilahi akışın adını koyamadığımız ama derinden hissettiğimiz bilgeliğine,
biraz daha yumuşak, biraz daha susarak teslim olmak.
Şunu unutmayalım ;
“Yokluk, en çok görünmeyen şeylerle konuşur.
Hatırlatmak isterim:
Eğer hayatına aşkı, sağlığı, bolluk ve bereketi davet etmek, sürekli “hayatta kalma” modundan çıkmak istiyorsan, sana kişisel bir sigil hazırlayabilirim.
Eksiklik bilincini birlikte çözebiliriz.
Bu senin hatan değil.
Ve evet , bolluğu hak ediyorsun.
✨ Bu çalışmayı ilk kez 2026 yılında sunuyorum.
Hazırsan, ben buradayım 🤗
ÖNEMLİ NOT:
Magic Sigil Nedir?
Sigil; bilinçaltına niyeti mühürleyen semboldür.
Bir dilek cümlesi, kelimelerden arındırılır ve kişisel bir işarete dönüştürülür. Amaç; zihnin direncini aşmak ve niyeti “olmuş gibi” evrene bırakmaktır.
Sigil talep etmez, davet eder.
Büyü veya Muska DEĞİLDİR!
Eğer böyle bir çalışma talebiniz varsa, sizden bazı kişisel bilgileri almam gerekecek. O yüzden lütfen İnstagram DM üzerinden veya 0546 587 46 18 WhatsApp hattından bize ulaşınız.
Sevgilerimle
A.Emine Altındal
